Tüp mide ameliyatı, obezitede çok etkili bir cerrahi tedavi yöntemidir. Ameliyat laparoskopik yani kapalı olarak yapılmakta olup birkaç günlük hastane yatışı yeterli olmaktadır. Bu işlemde midenin büyük bir kısmı çıkarılır ve kalan kısmın tüp şeklini andırması nedeniyle ameliyata tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi) adı verilir.
Tüp mide ameliyatının, eski mide ameliyatlarına göre en önemli üstünlüğü, grelin adı verilen iştah hormonunun salgılandığı bölgenin çıkarılmasıdır. Bu sayede ameliyattan sonra hem mide küçüldüğü için kişi daha az yemek tüketir hem de iştah hormonu salgılanmadığı için zorlanmadan, daha etkili ve sağlıklı bir şekilde kilo verebilir.
Kilo kaybıyla birlikte çoğu hastada mevcut hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklar belirgin şekilde düzelir ve birçok hasta ilaç kullanmaya gerek duymayacak noktaya gelir. Tüp mide ameliyatı, vücut kitle indeksi (VKİ) 35 olup ek hastalığı bulunan kişilere veya VKİ 40 üstü morbid obez bireylere uygulanır.
Ameliyat sonrası hastaların yeni bir yaşam alışkanlığı edinmesi çok önemlidir. Daha fazla hareket etmek, yudumlayarak yemek yemek ve katı ile sıvıyı aynı anda almamaya özen göstermek gerekir. Yeni beslenme düzenine uyum sağlanmazsa hastaların %10–20’sinde 3 yıldan sonra tekrar kilo alma sorunu görülebilir. Bu nedenle tüp mide ameliyatı sonrası yaşam tarzına uyum, başarının devamı için kritik öneme sahiptir.
Kliniğimizde hastaların uzun süreli takipleri düzenli olarak yapılmakta ve zaman zaman sosyal buluşmalar, orman ve sahil yürüyüşleri ile motivasyonlarının yüksek kalması sağlanmaktadır. Bu süreçte doğru klinik ve doğru ekip ile motivasyonu sürekli yüksek tutmak, tüp mide ameliyatı başarısının sürdürülebilir olmasını sağlar.